Profil
Kategoriler
Son Eklenenler
|
Collar' dan Rahmaninof

Bilkent Senfoni Orkestrası’nın (BSO) 19 Haziran Salı günü gerçekleştireceği “Sezon Kapanış Konseri”nin solisti, ünlü Fransız piyanist Jean Philippe Collard. Sanatçı Rahmaninof’un “Op.18, Do minör 2. Piyano Konçertosu”nu yorumlayacak. Müzik Direktörü Emil Tabakov yönetimindeki BSO ayrıca Çaykovski’nin “Op.64, Mi minör 5. Senfoni”sini seslendirecek.
Gursky
|
|
|
|
2007-06-06 16:57
|
| Gursky, zamanımızın bir 'ressam'ı... |
| |
Andrea Gursky, aslında hiçbir zaman bir araya gelmemiş kişileri bir araya getiriyor, günün farklı zaman dilimlerini aynı görüntüde eritiyor, tümüyle kendi kurgusu olan yeni gerçeklikler yaratıyor Geçen sonbaharda Milli Reasürans'ta Bernd-Hilla Becher ve öğrencilerinin fotoğraflarından oluşan 'Mesafe ve Yakınlık' sergisini izlemiştik; çok geçmeden İstanbul Modern'de aynı ekipten bir fotoğrafçının kapsamlı bir kişisel sergisini görebilmek doğrusu büyük bir şans. Üstelik bu fotoğrafçı, Andreas Gursky'se. Gursky, 1970'lerde Becher ikilisinin öğrencisi olmuş kuşağın en dikkat çekici temsilcisi. Tekniği, malzemesi, temsil biçimi ve tematik tercihleriyle zamanımızın ruhuna gerçekten ayna tutabilen, fotoğrafa yalnızca kavramsal bir içerik değil estetik bir boyut kazandırmayı amaçlayan Gursky, çağımızın en usta 'imge yaratıcılarından' biri. 'İmge yaratıcısı' diyorum; çünkü fotoğrafta, 'anlam yakalamak'la, 'anlam kurmak' arasındaki farkı gözeten bir fotoğrafçı.
Fotoğrafa şüpheyle bakmak Fotoğraf kuramcısı Victor Burgin'e göre, bugün hâlâ 'anlam yakalamak' peşinde koşan fotoğrafçılar tavşan peşinde koşan avcılara benziyor; 'günümüzün' fotoğrafçısı/sanatçısı ise kullandığı mecranın sınırlarını en uç noktasına kadar zorlayarak anlam kuruyor. Gursky işte, tam da bunu yapıyor: Gerçekliğin ancak birisi onu 'yarattığında' yakalanabileceğine inanan sanatçı, fotoğraflarında izleyicinin çoğu zaman ruhunun bile duymadığı gerçeklik yanılsamaları kurguluyor. Fotoğrafik imgenin görünür gerçekliğini kullanarak aslında hiçbir zaman bir araya gelmemiş kişileri bir araya getiriyor; günün farklı zaman dilimlerini aynı görüntüde eritiyor; tümüyle kendi kurgusu olan yeni gerçeklikler yaratıyor. Hiç dokunmadığı imgeler de var kuşkusuz: Ama imgeleriyle oynadığını bilmek, görüntünün gerçekliğine olan o önkabullü inancı da sarsıyor; böylece etrafımızı saran tüm fotoğrafik imgelerin gerçekliğine yönelik bir şüphe uyandırıyor, her kadrajın, dijital manipülasyona uğramış olsun olmasın sonuç olarak bir dünya görüşünü yansıttığını düşündürüyor. Kısacası; baktığımız imgelere iyice bakmamızı, sorgulayarak bakmamızı, kuşkuyla bakmamızı söylüyor. Andreas Gursky'nin fotoğrafta zorladığı sınırların en uç noktasıysa, fotoğraflarını bir dergide değil de bir sergide, tüm heybetiyle gördüğünüzde hissediliyor. Bunlar çok ama çok büyük fotoğraflar. Fotoğrafın kendine özgü tarihinin, kendine özgü teknolojisinin nereden nereye geldiğini, gelebileceğini ve daha da gidebileceğini tüm açıklığıyla gösteren bu fotoğraflarda Gursky'nin kullandığı mecranın olanaklarını genişletmeye yönelik çabası, en büyük alkışı zaten izleyicilerin sergiyi gezerkenki şaşkın hayranlığıyla alıyor. Bunlar aslında 'çekilmiş' değil, 'yapılmış' fotoğraflar ve izleyici de onları öyle izliyor. Önünde küçüldüğünüz, içinde kaybolduğunuz bu imgeler, eskinin çok figürlü akademik tarih resimlerinin anıtsallığını taşırken, çağımızda fotoğrafın resmin yerine hangi yönleriyle göz diktiğinin de bir gösterisine dönüşüyor. İnsanın gözünü alacak denli parlak bu fotoğrafların ayrıntılarındaki olağanüstü keskinlik ise, izleyicinin gözünü değil almak, tümüyle yakalıyor ve kanıksadığımızı sandığımız görüntülere bile uzun uzun bakmanızı sağlıyor. Kanıksadığımızı sandığımız diyorum, çünkü: Gursky, çoğunlukla gelişmiş toplumların yaşadığı bildik türde mekânları, yapıları gösteriyor, çalışma alanlarının yanı sıra alışılagelmiş boş zaman biçimlerine odaklanıyor. Fotoğraflarında yaşadığımız zamanların insanları, onlar, bizler, ötekiler -herkes- yarattığımız sahnelerde, borsada, stadyumda, parlamento binasında, bankada vs. tüm ölümlü ve kalabalık halimizle görünüyoruz; varoluşumuzun anlamına yönelik ürkütücü bir muammayla baş başa bırakılıyoruz. Bu yüzden mi acaba, yüzyılların sessizliğiyle akan Ren Nehri ya da Keops Piramidi de var Gursky'nin görüntüleri arasında; insansız?.. Gursky, bir fotoğrafı 3.3 milyon dolara satılan o 'rekor fotoğrafçı'. Sırf bir fotoğrafa bu para nasıl ödenebilir diye merak edip de gidebilirsiniz; hayal kırıklığına uğramayacaksınız, sakın kaçırmayın. 26 Ağustos'a kadar.
|
Aspendos'ta köle isyanı
|
|
Aspendos Opera Bale Festivali yarın başlıyor. Krasnodar Grigorovich Bale Topluluğu'nun sahneleyeceği 'Spartacus' balesi merakla bekleniyor İngiliz The Independent gazetesi ile Alman Festspiele dergisinin alanında 'dünyanın en iyi 10 festivali' arasında gösterdiği Aspendos Uluslararası Opera ve Bale Festivali yarın başlıyor. Antik Aspendos Tiyatrosu'nun benzersiz atmosferinde gerçekleşecek festivalin bu yılki önemli konuklarından biri genç yaşına rağmen dünyanın önemli sesleri arasında kabul edilen Yunanlı tenor Mario Frangoulis. Yarınki açılış gecesinde seyirciyle buluşacak olan Frangoulis'e konserde Ankara Devlet Opera Orkestrası ve primadonna soprano Feryal Türkoğlu eşlik edecek. Festivalin bir diğer yabancı konuğu da Krasnodar Grigorovich Bale Topluluğu. Türkiye'de ilk kez sahneye çıkacak topluluk, 30 Haziran'da 'Spartacus'ü sahneleyecek. Eser eski Roma İmparatorluğu'nda, özgürlük özlemlerini yaşamlarıyla ödemek zorunda kalan köleler ve kölelerin lideri Spartacus'ün özgürlük mücadelesi yolundaki trajik öyküsünü konu alıyor. Festivalin yerli konuklarına gelince; Ankara Devlet Operası 12 Haziran'da Verdi'nin 'Nabucco' operasını, 16 Haziran'da da Çaykovski'nin ölümsüz yapıtı 'Kuğu Gölü' balesini sahneleyecek. Antalya Devlet Balesi, 26 Haziran'da C.Orff'un ünlü eseri 'Carmina Burana'yı Robert North'un koreografisiyle sunacak. 22 Haziran'da ise şef Gürer Aykal yönetimindeki Antalya Devlet Opera Orkestrası ve Korosu Fazıl Say'a eşlik edecek. İstanbul Devlet Balesi, Hülya Aksular'ın koreografisini yaptığı 'İstanbul'u 4 Temmuz'da yine yakın zamanda prömiyerini yaptığı 'Mevlana Oratoryosu'nu da 7 Temmuz'da sahneleyecek. 11 Temmuz'da İzmir Devlet Operası'nın 'Tosca'yla seyirci karşısına çıkacağı festival, 16 Temmuz'da Mersin Devlet Opera'nın sahneleyeceği Verdi'nin başyapıtı 'La Traviata' operasıyla sona erecek. Festivalde bütün temsiller saat 21.30'da başlayacak.
|
GAP' ta kültürel miras
|
|
|
|
2007-06-07 14:16
|
| GAP kültürel miras çalışmalarını tamamladı |
| |
GAP bölgesindeki kültürel miras projelerine hibe yardımında bulunan Avrupa birliği ekibi çalışmalarını tamamlayarak Şanlıurfa'dan ayrıldı Yaklaşık 4 yıldır Şanlıurfa’da Pınarbaşı mahallesinde bulunan Meclis evinde bulunan merkez ofisinde bölgesel çalışmalarını sürdüren ve yöneticiliğini Michael Jay ile Gökhan Menteş’in yaptığı GAP bölgesinde Kültürel Mirası Geliştirme Programı (KMGP) Teknik Yardım Ekibi çalışmalarını tamamlayarak Şanlıurfa’dan ayrıldı.
Program eş direktörleri Michael Jay ve Gökhan Menteş, UrfaHA muhabirine verdiği demeçte, bu bölgede Avrupa Birliği desteği ile uygulanan ilk kapsamlı programın uygulanması sırasında çok zorlandıklarını fakat bundan sonraki programlar için kolaylık sağlayan bir altyapı oluşturduklarını belirttiler. KMGP kapsamında bölgenin 9 ili için 2015 yılına kadar kültürel mirasın korunması ve turizmin geliştirilmesi amacıyla yapılması gerekenleri ortaya koyan ve bölgedeki 300’ü aşkın kuruluşun katılımı ile bir Entegre Stratejik Eylem Planı hazırlandı. Turizmi geliştirme çabalarını kurumsallaştırdıklarını vurgulayan Jay “ bu plan ile 9 valilik ve 9 belediye nin dayanışması ile Kültürel Miras ve Kalkınma Birliği kuruldu. Bu bizim için bu program kapsamındaki en büyük başarıdır” diye konuştu. Programın diğer bileşeni olan hibe projelerinin desteklenmesi kapsamında, 120 proje başvurusu arasından seçilen 650.000 Avro’ya kadar destek alan 31 proje uygulamaya geçirildi. Bu projelerden 6 tanesi tamamlandı. Kalan 25 proje ise Aralık 2007’ye kadar tamamlanacak. Michael Jay “Bu program üstün bir performansla yürütülmüş olup, programın başarısı Avrupa Birliği tarafından görevlendirilen bağımsız denetçi firma tarafından verilen Türkiye’de uygulanan AB bölge projeleri arasında en yüksek notu alarak tescil edilmiştir..” dedi. Michael Jay, Şanlıurfa’daki Türkiye Büyük Millet Meclis evinde 4 yıl boyunca planın ve hibe alan projlerin başarılı olması için özellikle Türk uzmanlar çalıştırmaya gayret ettiklerini dile getirdi. Bu projede 50 den fazla Türk uzmanla çalıştıklarını belirten Michael Jay “Ben Dünya’nın bir çok ülkesini gezdim. Birçok yabancı uzmanlarla çalıştım, fakat Türk uzmanlardan daha fazla verim aldık. Burada şunu anladık ki artık Türkiye’de bu tür projelerde yabancı uzman kullanmak gerekmiyor. Ofisin Şanlıurfa’da olması büyük bir şanstı. Valiler bize destek oldu. Özellikle Belediye Başkanı Ahmet Eşref Fakıbaba bize çok yardımcı oldu. Her zaman projenin arkasında oldu. Her türlü yardımımıza koştu. Projelerde karşılaşılan en büyük sorun olarak AB mevzuatının ve bürokrasinin bölge insanlarınca iyi anlaşılmaması oldu. Bu bizi biraz zorladı. Biz bunu da anlayışla karşıladık. Çünkü ilk defa karşılaşıyorlardı. Bundan sonraki projeler bu kadar zorlanmayacaktır” diye konuştu.
Hibe programının herkese açık olduğunu dile getiren Jay, “en başından beri AB saydamlık ilkelerine uygun bir proje hazırladık. Hiçbir kimseden tepki almadık. Herhangi bir sorun da yaşanmadı. Biz bölge insanlarına yardımcı olduk. AB Türkiye ofisi GAP BKİ ile birlikte yapılan başvuruları değerlendirerek, hibe programından yararlanacak projeleri seçti. 31 projeye toplam 10 milyon EU hibe verildi” dedi. Dünyanın bir çok ülkesinde görev yaptığını aktaran Jay “Şanlıurfa kadar misafirperver insanlarla karşılaşmadım. Herkes sanki beni kendi ailesinden bir gibi gördü. Şanlıurfa’nın kebaplarını ve lahmacununu özleyeceğim. Urfa isotunun ise çok kaliteli özel bir acısı var. Bu bölgeyi ve insanlarını hiç unutmayacağım.”diye konuştu.
Teknik Yardım Ekibi Yerel Eş Direktörü Gökhan Menteş ise “Güneydoğu’da kültürel mirasın korunarak ve turizmin geliştirilmesi için bir katkıda bulunduysak ne mutlu bize. Bundan sonraki çabaların kurulmuş olan Kültürel Miras ve Turizm Kalkınma Birliği tarafından sahiplenilerek, onun eşgüdümünde bölgedeki 9 ilde bulunan kamu kuruluşları, STK’lar ve üniversitelerin işbirliği ile daha etkili ve daha kapsamlı olarak sürdürülmesini umuyoruz. Bunun için gerekli tüm altyapı hazırdır. Bu altyapının en önemli taşları ise 130 adet eylem planını kaynak, yer, zaman boyutlarıyla tanımlayan ESEP ve bu planı uygulamak için Bakanlar Kurulu kararı ile kurulmuş olan birliktir. Artık birliğin atılım yapma zamanıdır. Birlik bünyesinde yine bir teknik yardım ekibi oluşturularak ciddi bir örgütlenme sağlanmalı, planda tanımlanan eylemlerle tutarlı çok sayıda nitelikli proje geliştirilmeli ve bunlara kaynak yaratmak için fon geliştirme çabalarına hız verilmelidir. Bu da öncelikle halen birlik başkanlığını üstlenmiş olan Mardin Valiliği’nin öncü girişimlerini beklemektedir” dedi.
|
Altın Koza'da ilk ödül
|
|
|
|
2007-06-08 13:05
|
| 'Türk Sinemasında Bir Usta Oyuncu' ödülü bu kez ünlü sinema sanatçısı Hülya Koçyiğit'e verildi. |
| |
Altın Koza'da ilk ödül Hülya Koçyiğit'in
14. Altın Koza Film Festivali kapsamında bu yıl 2.'si düzenlenen 'Türk Sinemasında Bir Usta Oyuncu' ödülü bu kez ünlü sinema sanatçısı Hülya Koçyiğit'e verildi.
Ödül geçen yıl ilk kez sinema sanatçısı Kadir İnanır'a verilmişti. Adana Büyükşehir Belediyesi Tiyatro Salonu'nda düzenlenen ödül törenine çok sayıda sanatçı ve davetlinin katılması izdihama yol açtı. Davetliler salonun ikinci katını da tıklım tıklım doldururken, salona gelen Hülya Koçyiğit ve diğer ünlü sinema sanatçıları ayakta alkışlandı.
Ahmet Selçuk İlkan'ın sunuculuk yaptığı ödül töreninde hayli heyecanlı görülen Koçyiğit, adının ilk anonsunda sahneye gitmek üzere yerinden kalkınca, sunucu Ahmet Selçuk İlkan'ın uyarısı üzerine izleyicileri selamlayarak yerine döndü. Hülya Koçyiğit'in filmlerinden kesitler izlenen sinevizyon gösterisinden sonra ödülünü vermek üzere Büyükşehir Belediye Başkanı Aytaç Durak sahneye çağrıldı.
Başkan Durak, festivale katılan sanatçılara teşekkür ederken, Adanalılar'ın çok sevdiği sinema sanatçısı Hülya Koçyiğit'i de 'fahri hemşeri' ilan etti. Alkışlarla sahneye gelen Hülya Koçyiğit, 'fahri hemşehrilik' teklifini 'Gurur duyarım' diyerek kabul etti. Durak, 'Bir Usta Oyuncu' ödülünü alkışlar arasında verirken, bir teşekkür sertifikası ile bir de altın kaplama vazo hediye etti.
Koçyiğit de, 'Sevgili hemşehrilerim' dediği Adanalılar'ı sahnede diz çökerek selamlarken, 'Oyuncu olarak çok fazla ödül aldım. Bunların hepsi birbirinden değerli, mutluluk verici, beni yaşatan, daha da iyiyi yapmaya yönlendiren takdirlerdi. Ancak inanın ilk kez çok ciddi anlamda aşırı heyecanlıyım. Bugün bana verilen bu paye benim yıllarca gözlediğim, izlediğim, peşinden koştuğum, eserlerini okuduğum, filmlerini seyrettiğim, oynadığım filmlerinde kendimi beğendirmeye çalıştığım hep ustalarımdı.
Hep ustalarıma özendim, onlar gibi saygı değer olmayı, onlar gibi imrenilmeyi arzuladım. Bu akşam burada beni yetiştiren ustalarımı görüyorum. Yetiştirdiğiniz bir çırağa ustalık payesi veriliyor. Usta olmak öyle kolay iş değil. Bunun için yürek ister, çaba ister, istikrar ister ama her şeyden çok mesleğini gerçek anlamda sevmek ve insana saygı duymak, insan gibi insan olmayı becerebilmek gerekir. Ben bu takdirlere layık olduğum için hepinize tekrar tekrar teşekkür ediyorum' dedi.
Koçyiğit, salonda kendisine yöneltilen sorulara da cevap verirken, torunlarının da kendisi gibi sinema sanatçısı olmaktan çok, sporcu olmak için çalıştıklarını söyledi. Koçyiğit, tören sonrası sanatçı dostlarıyla kucaklaşarak ödül sevincini paylaştı.
|
{ } { Sayfa 1 - 2 } { Sonraki
Sayfa }
|
Gerekli Linkler
TC Kimlik No
Vergi Kimlik No
SSK Hizmet Dökümü
İnternet Vergi Dairesi
Motorlu Taşıtlar Vergisi
Telefon Rehberi
ÖSYM Sınav Sonuçları
KPSS Sonuçları
KPDS Sonuçları
Diğer Sınav Sonuçları
ÖSYM Sınav Takvimi
Milli Eğitim Bakanlığı
Üniversiteler
Sağlık Bakanlığı
Emekli Sandığı
Ssk
Adalet Bakanlığı
Emniyet Genel Müdürlüğü
Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı
Bakanlıklar
Valilikler
Belediyeler
Kaymakamlıklar
Silahlı Kuvvetler
Sivil Toplum
Elçilik - Konsolosluklar
Avrupa Birliği
K.K.T.C.
Turizm
Son Depremler
|